Yaşlı ve Hasta Bakım Hizmetleri 2.Ünite Özeti

OneBlooD

Süper Moderatör
Katılım
19 Kas 2013
Mesajlar
122
Beğeniler
0
Puanları
0
#1
Yaşlı ve Hasta Bakım Hizmetleri 2.Ünite Özeti

Eski Roma döneminde ortalama yaşam 22 yıl iken günümüzde tüm Dünya’da nerdeyse 73 yıla ulaşmaktadır. Yapılan tahminler doğrultusunda bu rakamların 2050 yıllarında 81’e ulaşması beklenmektedir. Tarihte de yaşlıkla ilgili değişik tanımlar söz konusudur. Aristoteles ‘e göre “yaşlılık doğal bir hastalık, hastalıkta zamansız gelen bir yaşlılıktır”. Dünya Sağlık Örgütü yaşlılık dönemi olarak 65 yaş ve üzeri dönemi almaktadır. Kendi içinde genç, ileri ve çok ileri yaşlılık gibi sınıflamalar da yapmaktadır.
• Yaşlılık
• Fizyolojik
• Sosyal
• Ekonomik
• Kronolojik ve
• Psikolojik olarak da sınıflandırılabilir.

Yaşlılıktaki Biyolojik Değişiklikler
Bu süreçte görülen görmede, işitmede azalma, iskelet sistemi ve beyinde oluşan değişiklikler fizyolojiktir. Daha önceki sağlık durumu, geçirdiği hastalıklar, kazalar ve cerrahi müdahaleler, sağlıkla ilgili alışkanlık ve davranışları, genetik faktörler bu fizyolojik değişim üzerinde etki göstermektedir. Unutulmaması gereken nokta :
1. Bir organizmada tüm organlar aynı hızla yaşlanmaz 2. Herhangi bir organın yaşlanması bireylerde farklı özellikte olabilir.

Yaşlılarda Görülen Biyolojik ve Sosyal Değişiklikler
50-60’lı yaşlar civarında dış görünüşteki değişim (saçların beyazlaşması, derinin kırışması, ve kaslardaki güçsüzlük gibi) ile belirginleşir. Daha sonraki aşamalarda hareketlerde yavaşlama, boy kısalması ve kamburlaşma, özellikle görme ve işitme duyuları başta olmak üzere bütün duyularda azalma dikkat çeker.
Yaşlanma biyolojisini açıklamak için kullanılan teoriler genellikle molekül, hücre, organ ve sistem düzeyindeki bilimsel verilerden yararlanmaktadır. Yaşlanma sürecini etkileyebilecek bir çok faktör söz konusudur. Bu faktörler teoriler içinde açıklanmaya çalışılmaktadır. Bunların içinde genetik faktörler, çevresel zarar vericiler ve birikimi, bağışıklık sistemi ve değişiklikler yer almaktadır. Bağışıklık sisteminde yaş ilerledikçe işlevler azalmakta enfeksiyon hastalıklarına karşı direnç düşmektedir. Yaşlanma ile birlikte ortaya çıkan en dikkat çekici fizyolojik değişiklikler kalp damar sistemi ve solunum sitemi ile ilgili olanlardır.
Fizyolojik değişiklikler sadece yaşlanma sürecini yansıtmazlar , o zamana kadar maruz kalınan sigara dumanı, ultraviole ışınları, soğukluk, sıcaklık, bazı kronik hastalıklar ve çevresel kimyasalların birikimide bu süreç üzerinde etkili olmaktadır.

Kardiyovasküler Sistem Değişiklikleri

Yaşlanma ile birlikte kalp ağırlığında bir miktar artış meydana gelir. Bunun sebebide kalp kası hücrelerinin boyutlarının büyümesi nedeniyle sol ventrikülün (sol karıncık) duvarının kalınlaşması ve ventriküller arası (karıncıklar arası) bölmenin hafif büyümesidir. Kalp kitlesinin artışı tansiyon yüksekliği olanlarda , kalp hastalığı bulunanlarda ve sporla aktif olarak uğraşanlarda daha fazladır. Yaşlı bireylerde kardiyovasküler (kalp-damar ) hastalıklar en önemli hastalık ve ölüm nedenidir. Yaşlı bireylerin neredeyse %30-50 sinde görülen hipertansiyon (tansiyon yüksekliği) yaşlanmaya bağlı normal bir süreçmiş gibi algılanmamalıdır. Aortadaki sertleşmenin sonucu olarak sistolik kan basıncındaki (büyük tansiyon) artış diyastolik (küçük tansiyon) kan basıncındaki artıştan daha belirgindir. Kompanse edici (telafi edici) mekanizmalarda yaşlılarda daha yavaş ya da yetersiz olduğu için vücudun duruş şeklinin değişimi yada belli bazı gıda alımlarının sıklığı nedeniyle kan basıncındaki düşüşler sık olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ayağa kalktığımızda özellikle sistolik tansiyonumuzdaki belirgin düşüklük nedeniyle ortaya çıkan ortostatik hipotansiyon problemi yaşlı bireylerde daha sık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hipertansiyon: kalbin kanı pompalarken damar duvarında oluşturduğu basınçtır, ve mm-Hg (milimetre-civa ) cinsinden ölçülür. Bu basıncın normal beklenen, istenenden yüksek değerlerde olmasına hipertansiyon adı verilir. Normal kan basıncı değeri her yaş grubunda sistolik (büyük tansiyon): 120 diastolik (küçük tansiyon) :80 mm-Hg dır. Yaşlılıkta kalbin normal çalışma temposuna dönüşü için gereken süre uzar. Atardamarlarda kollajen ve düz kas oranı artarken elastik doku oranı azalmaktadır. Bu durumda hipertansiyon riskini arttırmaktadır.
Damarın en iç tabakası (intima) kalınlaşır, damarın düz kası genişler ve damarın iç esnek tabakası hasara uğrar ve kollajen adını verdiğimiz maddeler buralarda birikir. Atardamarlar sertleşir, kısalır ve kalınlaşır. Tansiyonu normal olan bireylerdeki bu tip damarsal değişiklikler hipertansif olan kişilerde çok daha erken ortaya çıkar ve daha belirgindir.

Solunum Sistemi Değişiklikleri
Genç erişkinlerde oldukça fazla olan solunum yüzey alanı yaşla birlikte giderek azalmaktadır. Her on yılda bu azalış yaklaşık 3 m3 civarındadır. Yaşlanma ile birlikte akciğer elastikiyeti de azalmakta ve soluk alırken elastikiyet azaldığı için daha çok çaba sarf etmek gerekmektedir. Solunum sistemi enfeksiyonları özelliklede pnömoni (zatürre) hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde önemli ölüm nedenidir.

Sindirim Sistemi Değişiklikleri
Yaşın artamasıyla birlikte tat, koku, görme, işitme ve dokunma duyularında azalma olmaktadır. Dil üzerindeki tat cisimciklerinin azalması 50’li yaşlarda başlamaktadır. bu nedenlede ilk önce tatlı ve tuzlu daha sonrada ekşi ve acı tatlara karşı duyarlılık azalır.
Yaşlanma ile midenin mukozal tabakasında incelme ve midenin boşalımında hafif gecikmeler gözlenebilir. Mide asiditesi azalır. Vit B12 emilimi için gerekli olan intrinsik faktör adı verilen faktörün mideden salınımı azaldığı için Vit B12 yeterince emilemez ve eksikliğine bağlı pernisiyöz anemi ortaya çıkar. Kalın bağırsakların motilitesi (hareketliliği) azalır onun için yaşlılarda kabızlık problemi sık görülür. Ayrıca susama duyusunun azalması nedeniyle az su içilmesi de bu problemin ortaya çıkışında etkilidir. Dişin mine tabakasında aşınmalar gözlenir bu çok basit aşınmalardan dişin tamamen kaybına kadar ilerleyebilir. Yemek borusunun hareketleri yavaşlar, yutma refleksi azalır. Mide boşaltımı yavaşlar. Midede oluşan incelme nedeniyle besinlerden kalsiyumun serbestleştirilmesi ve yararlılığı azalır. Düşük mide asiditesi de kalsiyum emlimini azaltmaktadır. Bu yüzden yaşlılar kalsiyum ve kalsiyumdan zengin beslenmeye dikkat etmelidirler.

Boşaltım Sistemi Değişiklikleri
Yaşla birlikte nefron (böbreğin yapısal olarak en küçük birimine verilen ad) sayısında azalma dikkat çeker. Böbrek kitlesi ve fonksiyonlarındaki azalma nedeniyle böbrek yetmezliğine gidiş yaşlılarda daha kolay hale gelmektedir. Böbreğin idrar süzme yeteneğide 35-40’lı yaşlardan sonra azalmaya başlamaktadır. Mesane kapasitesi azalır hatta 65 yaşında %50’lere kadar gerileyebilir,

Genital Sistem Değişiklikleri
Genital organlardaki gerileme kadınlarda çok daha dikkat çekicidir. Kadınlarda östrojen azalmasına bağlı olarak vajen mukozasında kuruluk, tüplerde büzülme, rahim hacminin azalması ve memede küçülme dikkat çeker. Erkeklerdeki genital sistem değişiklikleri daha az dramatiktir. Erkeklerde yaş artışı ile birlikte prostat bezi büyüme eğilimindedir ve hatta idrar akımına engel olacak boyuta kadar büyüyebilir. Testisler küçülür. Ancak erkeklerin büyük bir kısmı ölene kadar fertildir.

Kas İskelet Sistemi Değişiklikleri
İlerleyen yaşla birlikte kemik dokusunun miktarı azalır ve yapı olarak da zayıflar. Bu azalma 30’ lu yaşlar civarında başlamaktadır. Kadınlardaki kemik kaybı özellikle menopoz sonrası çok belirgindir. En çok kayıpta uyluk kemiğinin boynunda, ön kol ve dirsek kemiğinin bilek eklemiyle temas yaptığı uç nokta ve omurgalardadır. Bu özellikle kemikteki kalsiyumun kaybına bağlıdır ve kalsiyum kaybının nedeni de Vit D’ nin azalması ve kalsiyum emilimini azaltması nedeniyle olmaktadır. Bu bölgenin sık travmaya maruz kalması yaşlıların en sık rastlanan şikayeti olan osteoartrite (kireçlenmeye) neden olur. Ayrıca yaşlı bireylerde omurların arasındaki mesafelerde azaldığı için boylarının kısalması beklenen bir bulgudur.
Kişiler yaşlandıkça fiziksel aktiviteleri azalmaya başlar bu aktivite ne kadar çok azalırsa eklemlerin vücuda doğru hareketini sağlayan fleksör kaslar kısalır, başın vücudun ve gövdenin yerçekimine karşı duruşunu sağlayan kas yapıları güçsüzleşir , kişiler kamburlaşır. Bel kasları zayıflar. Kişilerdeki kamburlaşma zamanla göğüs kafesinde değişikliklere yol açarak solunum kapasitesinin azalmasına neden olur. yaşlanmaya bağlı bu kemik kayıplarına senil osteoporoz (kemik erimesi) adı verilir ve her iki cinste de gözlenmektedir. Yaşlanmaya bağlı olarak çift adım uzunluğu ve dakikadaki adım sayısı azalmakta, adımların genişliği artmaktadır. Bu durum nedeniyle denge kurmak ve dengeli yürümek aktivitesinde kısıtlılıklar ortaya çıkmaktadır.
Sinir Sistemi İlgili Değişiklikler
Yaşlanma ile ilgili değişiklikler 30’lu yaşlarda başlar. Yaşlılar da beyin ağırlığı 50’li yaşlardan itibaren azalır. Bu azalma her 10 yılda %2-3 civarındadır. Merkezi sinir sitemi hücrelerinde sayıca kayıp gözlenmektedir. Nöron (sinir hücresi) kaybı en çok serebral (beyin) korteks de gözlemlenir. Beyin kıvrımlarının (girus) eni daralır, beynin oratasındaki boşluklar (ventrikül) genişler. Beyin damarlarının duvarı kalınlaşır ve esneklikleri azalır. Yaşla birlikte öğrenme hızı ve bilgiyi depolama hızı azalır. Depolanan bilgilerin de hatırlanma hızı azalmaktadır. Duyusal ve motor değişiklikler sonucu motor kuvvet azalır, tepki verme süresi uzar. Refleksler yavaşlar. Bunların sonucu olarak yaşlıda denge problemi ortaya çıkar. Haraketler yavaşlamaya başlar ve daha temkinli hareket etme gözlenir.

İşitme ve Görme Sistemlerindeki Değişiklikler
İşitme kaybı yaşlı bireyler arasında oldukça sık görülen bir problemdir. Aslında 30’lu yaşlardan itibaren yaşlılığa bağlı olduğu düşünülen işitme kayıpları başlayabilir. Belli oranda işitme kaybı olması aslında yaşlanmada beklenen bir problemdir. Yaşlılarda görülen işitme kayıplarına “Prebiakuzi (kulak yaşlanması yada yaşlılık sağırlığı) ” adı verilmektedir. Bu iki taraflı ve simetrik bir işitme kaybı olup belli başlı temel nedenleri
1. Kulağa giden ve kanlanmayı sağlayan damarların özelliklerinin bozulması eskisi gibi kan taşıma görevini yerine tam getirememesi 2. İşitmede çok önemli görevi olan işitme sinirininde yaşlanması ve özelliğini kaybetmesi 3. Beyindeki işitme merkezinde problem olması onunda yaşla birlikte işlevinde azalma olmasıdır.
Yaşlanmanın en net görüldüğü organ gözdür. Fizyolojik değişikliklere ilave olarak bireysel farklılıklarda görme problemini etkileyebilir. Kırk -50 yaş civarındaki kişilerin 5 cmden daha yakın nesneleri fark etmeleri zordur. Retinanın damarsal yapısında değişiklikler olması kaçınılmazdır ve en büyük değişiklikte lenste gerçekleşmektedir. Lensin sertliği artar, nesenlere odaklanması azalır ve görme kalitesi önemli ölçüde etkilenir. Yaşla birlikte renkleri ayırt etme gücüde değişir, özellikle mavi ve yeşil renk ayrımında ciddi sıkıntı yaşanabilir. Yaşlılarda görülebilecek gözle ilgili sağlık sorunlarının başında, 1. Görme keskinliğinde belirgin azalma 2. Göz yaşında belirgin azalma gelir.
Yakın gözlük ihtiyacının ortaya çıktığı yaş yaklaşık olarak 40 yaş civarındadır. Bir diğer görme keskinliğini azaltan neden de göz içi basıncının yüksekliğidir ki bu hastalığa glokom adı verilmektedir. Yaşın artması ile birlikte glokom sıklığıda artmaktadır. Tedavi edilmezse körlüğe kadar gidebilir. Göz yaşında belirgin azalma yaşla birlikte dikkat çeker. Ciltte meydana gelen kurumanın aynısı gözde görülür ve kişide batma hissi, yabancı bir cisim varmış gibi algılamaya yol açar. Özellikle menopozdaki kadınlarda bu şikayet daha dikkat çekicidir.
Derideki Değişiklikler
Yaşlılarda ki deri değişimleri içinde en belirgin olan derinin elastikiyetinden sorumlu olan kollajen liflerinin azalması nedeniyle tüm derinin miktar olarak azalması ve gençlere göre daha kuru, kırışık görünüm almasıdır. Derimiz sadece görüntü olarak önemli değildir onun bir çok işlevi düzenleme görevi vardır:
1. Vücut ısısını düzenlemek 2. Terlemeye yardımcı olmak 3. Vücut sıvılarının korunmasını sağlamak 4. Altında bulunan organları, zararlı olabilecek dış etkenlerden korumak ve enfeksiyon etkenlerinin girişine engel olmak gibi.
Yaşlanmayla birlikte derinin bir çok fonksiyonu zayıflamaktadır, hücrelerin yenilenme hızı azalır, yara iyileşmesi ve vücut ısısının düzenlenmesi fonksiyonları zayıflar, eskisi gibi güçlü bariyer (koruyucu ) görevi göremez . Deriye renk veren hücrelerin sayıca azalması sonucu deri renginde solukluk ve özellikle açık olan güne! gören yerlerde kahverengi lekelenmelerin artışı dikkat çekicidir.
Bağışıklık Sistemindeki Değişiklikler
Bağışıklık hücrelerinin kanser hücresi, enfeksiyona yol açan bakteri hücrelerini ve bazı yabancı cisimleri temizleme ve yok etme hızı azalmıştır. Bu yaşlılarda kansere daha sık rastlanmasının bir nedeni olabilir. Enfeksiyonlarla mücadelede ve bağışıklık sistemini güçlendirmede diyetin önemi oldukça fazladır, yaşlı beslenmesinin içinde mutlaka A, E, C, B6 vitaminleri ve karotenoidler ile çinko bulunmalıdır.
TEMEL SOSYAL DEĞİŞİKLİK
Toplumların yaşlanmasının hızlanmasıyla birlikte araştırmacılar kişilerin sosyal yaşlanmasıyla ilişkili olarak pek çok teori geliştirmişlerdir. Bunlar:
1. Yaşamdan geri çekilme teorisi 2. Aktivite teorisi 3. Devamlılık teorisi 4. Eksiklik teorisi 5. Alt kültür teorisi 6. Yaşa bağlı tabakalaşma teorisi 7. Modernleşme teorisi 8. Etiket teorisi
Yaşamdan geri çekilme teorisi: ilk teorilerden birisidir. Burada tıpkı emeklilik olayında olduğu gibi kişinin yaşamdan ayrılması kavramı ön plandadır. Ve bu süreç son derece doğal ve kaçınılmazdır.
Aktivite teorisi: Bu teori, geri çekilme teorisinin tam zıttı olarak kişiler ne kadar aktif bir şekilde hayatın içinde olurlarsa o ölçüde mutlu olurlar tezini savunmaktadır.

Devamlılık teorisi: buna göre yaşlı bireyler kaybettikleri sosyal rollerin yerine geçebilecek başka roller kazanmaktadırlar.

Eksiklik teorisi: bu teori yaşlılıkta gerçekleşen bilinç ve akıl fonksiyonlarıyla ilgili biyolojik değişiklikleri temel alarak kişilerde zihinsel yeteneğin azalmasının nedenini yaşlılık olarak göstermektedir.

Alt kültür teorisi: yaşlıların ortak özellikleri oldukları ve bu ortak özelliklerin birleşerek bir alt kültür oluşturduğu varsayımından yola çıkan bir teoridir. Bu teoriye göre de yaşlılar çok daha farklı bir yaşamın özlemini çekmektedirler.
Yaşa bağlı tabakalaşma teorisi: burada bireylerin bulundukları yaş grupları onların sosyal konumlarını belirleyerek tabakalara ayırmış olmaktadır. Bu sosyal konumlarda onlara biçilen rolleri belirlemektedir.
Modernleşme teorisi: Sanayileşme ve modernleşme ile birlikte bilgi alma ve statü kaynağı olarak yaşlılara verilen önem azalmıştır. Aslında bu teorinin temeli modernleşme ne kadar fazlaysa yaşlının statü ve rol kaybıda o kadar fazladır. Bu teoriye göre de modernleşme süreci yaşlıların ailelerinin daha fazla parçalandığı durumların yaşanmasına neden olmuştur.
Etiket teorisi: stigma (işaretleme) esasına dayanan bir teoridir. Sosyolojide davranış sapmaları gösteren grupların (Örneğin engelliler gibi) farklılığını belirtmek için kullanılan bir terminolojidir. Bedensel engeli olan ya da kronik hastalığı nedeniyle bağımlı hale gelen yaşlıya etiket yapıştırılmakta ve o hem yaşlı, hem de engelli denerek sosyal hayattan ve bir çok rolden soyutlanmaya çalışılmaktadır.
Sosyal Yalnızlaşma
Aslında günümüzde yaşlıları en çok etkileyen ve onların sosyal rollerini belirleyen konuların başında gelir düzeyi, barınma koşulları, yeterli ve kaliteli sağlık hizmeti alabilme durumu gelmektedir. Toplumun belirlediği sosyal politikalar , ekonomik durum yaşlıların statüsüsnü belirleyen en temel unsur olmaktadır.
Aslında yalnızlık hissinin iki boyutu vardır 1. Duygusal 2. Sosyal yalnızlık
Sosyal yalnızlık ise kişinin toplum içerisinde bir yeri olmadığını düşünmesi, etkinliklerde aktif rol almaması, kendi yaşıtları ile etkin bir iletişim kuramaması gibi algılanmaktadır. Yaşlılar ve Ekonomik Durum
Emeklilik olayı ile birlikte kişilerin normal kazandıkları ücret miktarının azalması ve bu arada yaşanan sağlık sorunlarının daha belirginleşmesi nedeniyle yaşlılar emeklilik sonrası çok ciddi maddi problemler yaşamaktadırlar. Kadın yaşlılarda yalnızlık ve yoksulluk daha sık görülmektedir. Bunun nedenleri
1. Kadınların erkek populasyonuna göre daha fazla ve ciddi sağlık problemi yaşaması, 2. sosyal güvence sıkıntısı, 3. dul maaşının düşüklüğü ve 4. beklenen yaşam ümidinin kadın bireylerde daha fazla olması nedeniyle kronik hastalıkların kadınlarda daha sık olmasıdır.
Yaşlıların sosyalleşmesini,
1. yerleşim yerinin kırsal ya da kentsel bölge olması 2. aile bireylerinden uzak olup olmamaları 3. geleneksel aile yapısı etkilemektedir.
Yaşam kalitesi kötü olan ve sosyal problemler yaşayan yaşlılar temel olarak:
• ileri yaş ( 80 ve üzeri) • gelir düzeyi oldukça düşük • kronik hastalığı olan, hatta bu hastalık nedeniyle bağımlılığı olanlar • sürekli ilaç kullanmak zorunda olanlar • çok az arkadaşı olup zaten bunları görmekte zorlananlar • akrabalarından çok uzakta oturanlar • ev dışı uğraşları olmayanlar yada zaman ayıramayanlardır.
Sosyal Statü ve Rol
Kişiler yaşamları boyunca ya bir aile üyesi (baba, anne , kardeş hala dayı amca…..) ya bir işyeri üyesi (müdür, başkan hizmetli doktor mühendis….) ya da bir dernek üyesi (yönetim kurulu üyesi , denetçi, başkan yardımcısı gibi) sıfatlarını taşımışlardır. Toplumlarda bu statülerin oluşturulmasında oldukça etkilidir, kişiler yaşlandığında onların aktif üretimden uzak, tamamen bağımlı ve tüketici gibi görünmelerinde toplumların yaşlılara çizdiği rol etkin olmaktadır. Bu çizilen roller içerisinde
• yaşlıların kendi yaşıtlarıyla vakit geçirmek istedikleri • hoşgörülü, anlayışlı olmadıkları • yaşlılığın son derce sabit bir dönem olduğu • yaşlıların sağlıklı olamayacakları • üretken olamayacakları gibi ifadeler vardır.
Yaşlı ayrımcılığı : ileri yaş grubundaki bireylere karşı oluşan ön yargıyı tutum ve davranışlar yoluyla ortaya koymaktır. Bunun olumsuz etkileri işyerinde, sağlık hizmetlerinde, bakım verirken, sosyal ön yargı ve taraf tutmalarda kendini gösterir.
Yaşlıya yönelik şiddet: şiddet tüm yaş grupları için oldukça sıkıcı bir konu olmakla birlikte yaşlılar bu grup içinde özelliği olan bir bölümü oluşturmaktadırlar. Özelliklede ileri yaş yaşlı olarak tanımladığımız 75 yaş ve üzeri grupta daha çok görülmektedir. Yaşlı istismarı ve ihmali de bir şiddet türüdür ve en çok şu alanlarda yaşlı istismarı gözlenmektedir.
• fiziksel • ekonomik • duygusal • ihmal • terk etme
TOPLUMLA BÜTÜNLEŞME
Sosyal rehabilitasyonda amaç toplumsal katılımı sağlamaktır. Sosyal sağlığı sağlamak ve korumak ana hedeftir. Sosyal sağlık kişinin kendini sosyal hayatta iyi hissetmesi demektir. Sosyal olarak arkadaşları, dostları ve akrabaları ile sağlıklı iletişim kurması, istediklerini gerçekleştirebilmesi, boş zamanlarını verimli bir şekilde değerlendirebilmesi o yaşlının sosyal anlamda sağlıklı olduğunu göstermektedir. Yaşlılar farklı durumlardan dolayı bu sıkıntıyı yaşamaktadırlar: • sorunlarını çözebilecek güçtedir fakat farkında değildir • sorunları çözecek gücü yoktur, sosyal hizmetlerle bu güç yeniden kazandırılmalıdır • ya da ortamı gereği ne yapılsa o sorunu çözecek güç kazandırılamaz.
Öncelikli olarak yaşlı grup bu problemlerden hangi aşamadadır ona karar verilmeli sonrada sosyal hizmet adına gereken yapılmalıdır. Sosyal çalışma üç aşamadan oluşur
1. sosyal bakım 2. sosyal tedavi ya da sağaltım 3. sosyal rehabilitasyon
Sosyal bakım: ihtiyacı olan bireylerin temel gereksinimlerini (yeme, barınma korunma gibi) karşılayacak şekilde yerine göre psikolojik yardımda bile bulunmayı içine alan hizmettir. Yaşlı bakımı buna çok güzel bir örnektir.
Sosyal tedavi: kişi ya da ailelerin davranışsal problemlerinin belirlenmesi ve çözümü için gerek! tekniklerde yararlanılması esasına dayanır. Bu işlem içersinde eğitim, danışmanlık ve yerine göre terapi seansları bile mevcuttur. Sosyal rehabilitasyon: topluma katılımı hedefleyen bir çalışmadır. Ana hedefi yaşam kalitesini artırmaktır..
Ayrıca “Yaşlı Hizmet Merkezleri” kurulmuş olup oralarda gündüzlü bakım ve evde bakım hizmetleri uygulanmaktadır. Bunlarında sayısı 6 tane olup : Ankara (2 tane), Çanakkale, İzmir, Eskişehir ve Kırıkkalede’dir.
Yaşlılara sunulan bir diğer sosyal hizmet kavramı da evde bakım hizmetleridir. Yaşlıya evinde hizmet vermek amacıyla SHÇEK 1994 yılında bakacak kimsesi olmayan yaşlılara evlerinde eğitimli yardımcılarla bakma olanağı sağlayan bir projeyi yürürlüğe koymuştur. Buradaki amaç:
• kişilerin kendi ortamında ve aile çevresiyle yaşamlarını sürdürmeleri, • evlerinde yaşayan yaşlıların sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını gidermek, • çeşitli aktivitelere yaşlıyı da katmaktır.
Evde bakım; özürlü, yaşlı, süreğen hastalığı olan veya nekahat dönemindeki bireyleri bulundukları ortamda destekleyerek, sosyal yaşama ayak uydurabilmelerini sağlamak, yaşamlarını mutlu ve huzurlu bir biçimde sürdürerek toplumsal entegrasyonlarını gerçekleştirmek, bakıma gereksinim duyan bireyin aile üyeleri ve özellikle de ailedeki kadın üzerindeki yükünü hafifletmek için birey ve aileye sunulan psikososyal, fizyolojik ve tıbbi destek hizmetleri ile sosyal hizmetleri içeren bir bakım modelidir.
Evde bakım hizmetleri içerisinde, • evde yardım, • evde takip hizmeti, • evde tıbbi bakım, • süreli bakım, • eve yemek servisi, • evde bakım onarım tamirat işleri, • telefonla yardım servisi yer almaktadır.
 

Çevrimiçi üyeler

Şu anda çevrimiçi üye yok.

Son kaynaklar

Forum istatistikleri

Konular
2,654
Mesajlar
2,764
Kullanıcılar
882
Son üye
KevinSkall
Üst